Migrenin gizemi çözüldü

30

Migrenin gizemi çözüldü

Türk araştırmacılar, toplumda % 20 oranında görülen migren hastalığının yeryüzünde rüzgarla dolaşmakta olan sahra tozları ile yayıldığını ortaya çıkardı.

Türk araştırmacılar, toplumda % 20 oranında görülen migren hastalığına büyük ölçüde neden olan bir faktörü ilk kez tanımladı.

Araştırmacılar, yeryüzünde rüzgarla yer değiştiren sahra çölü tozlarının migrene neden olduğunu ve hastalığı tetiklediğini laboratuvar ortamındaki deneylerle kanıtladı.

ABD’deki Harvard Üniversitesi’nde baş ağrıları üstüne araştırmaları ile tanınan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Nöropsikiyatri Merkez Müdürü Prof. Dr Hayrunnisa Bolay ve Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam’ın ortak çalışmasında, rüzgarla taşınan ve atmosferde su ve güneşle değişime uğrayan sahra çölü tozlarının migrene neden olduğunu ve bunların belli dönemlerde hastalığı tetiklediği ortaya çıktı.

Bu tozlardan verilen deney hayvanlarının beyinlerinin ağrı merkezinin aktif hale geçtiğini keşfeden araştırmacılar, bunların allerji, astım gibi hastalıkları da tetiklediğini öngörüyor.

Prof. Dr. Bolay, bahar dönemlerinde lodosun artması ile birlikte baş sızısı, yüksek tansiyon, astım ve halsizlik gibi yakınmalarda artış gözlendiğini anlattı.

Bolay, migrenin toplumda görülme sıklığının % 20 oranında olduğunu, hastalığı tetikleyen sebeplerin ve mekanizmaların yalnızca bir kısmının tanımlanabildiğini, bu eksikliğin de yeni mekanizma ve ilaç arayışlarına gereksinimi artırdığını ifade etti.

”TOZLAR ATMOSFERDE DEĞİŞİME UĞRUYOR”
Ani hava değişimlerinin baş ağrılarını artırdığına dair yayınların bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Bolay, Prof. Dr. Saydam’la beraber yaklaşık 4 sene önce başlattıkları çalışmalarda sahra tozunun arttığı dönemlerle baş ağrılarının ilişkisinin olup olmadığını araştırmaya başladıklarını ifade etti.

Dünya ülkelerinin çeşitli çöl kaynaklarının tozlarından etkilendiğini, Türkiye’yi en fazla etkileyen tozların da Afrika’daki Sahra Çölü’nden kalkan tozlar olduğunu dile getiren Bolay, şunları ifade etti:

”Bu tozlar, atmosferde bulutlarla Avrupa ve Amerika gibi başka kıtalara da hareket ediyor. Bu sırada güneş ışığının ve bulutun içerisindeki suyun da tesiriyle tozla beraber virüs ve bakteri gibi mikroorganizmalar üremeye başlıyor. Ardından bunlar hızla çoğalıyor ve mikroorganizmaların yanında bazı aminoasitler ve demir gibi moleküller ortaya çıkıyor. Bu tozları Türkiye’ye taşıyan ise lodos rüzgarı.”

TOZ VERİLEN HAYVANLARDA BAŞ AĞRISI
Sahra çölü tozlarının ilk bahar ve sonbahar mevsimlerinde artış gösterdiğini vurgulayan Bolay, çalışma ile ilgili şu bilgileri verdi:

”Laboratuvarda atmosferik hava koşullarını taklit edecek bir ortam oluşturduk. Deney hayvanlarının bir kısmına bu tozlardan verirken, bir kısmına vermeyerek testlerimize başladık. Tozları su ve güneş ışığını taklit edecek enerjiye maruz bıraktık. Bunları, yaklaşık 24 saat sonra deney hayvanlarının soludukları havanın içine katkı olarak verdik.

İki saatin arkasından temiz havada bulunan hayvanlara göre bu ortamı soluyan hayvanların beyinlerindeki ağrı merkezlerinin aktive olduğunu gösterdik. Bunu beyin dokularını özel metotlarla inceleyerek gördük.”
”TOZUN İÇİNDEKİ ORGANİZMALAR ETKİLİ”
Sahra tozlarının ağrıyı tetiklediğini gösteren bu bulguların bir sonuç çıkarmak için yeterli olmadığını bu nedenle de ikinci aşama deney çalışmalarına başladıklarını aktaran Bolay, ”Çünkü tozun kendisi de ağrıya yol açıyor olabilirdi. İkinci deneyde de tozlara radyasyon vererek içerisindeki tüm canlıların hayatını kaybetmesini sağladık. Böylece tozun içerisinde virüs, bakteri gibi mikroorganizmalar kalmadı. Bunlar öldükten sonra aynı tozu tekrar aldık ve gene hayvanların soluduğu havanın içine verdik” bilgisini verdi.

Deney hayvanlarına tozu mikroorganizmalardan arındırarak verdiklerinde tozlu olmayan ortamdan farklı bir reaksiyona rastlamadıklarını bildiren Bolay, ”Bu da etkinin tozun kendisinden değil, beraber taşıdığı mikroorganizmalardan geldiğini kanıtlıyor” şeklinde konuştu.

”Filtreleme” yöntemi kullanarak yaptıkları bir başka deneylerindeyse 450 nanometrenin altındaki partiküllerin migren ve baş sızısını tetikleyebildiğine dair bazı ön bilgiler topladıklarını aktaran Bolay, ”Bu boyut ise şu an bildiğimiz bakterilere göre çok küçük bir boyut. Bu nedenle de etkinin mikroorganizmaların kendisinden değil ama onlarla beraber taşınan bazı ürünlerden kaynaklanabileceğini ortaya koyduk” şeklinde konuştu.

DÜNYADAKİ İLK ÇALIŞMA
Bolay, Sahra tozunun yalnızca migren veya diğer gruptaki baş ağrılarını tetiklemediğini, aynı zamanda astım, allerji ve yüksek tansiyon gibi diğer hastalıkları da tetiklediğine dair öngörüleri bulunduğunu dile getiren Bolay, ”Bu çalışmadan çıkacak sonuçlar çok fazla. Bulunması ve araştırılması gereken yanıtlar çok. Bu nedenle çalışmaya destek bekliyoruz” ifade etti.

Bolay, yapılacak çalışmalarla alakalı olarak vücutta hangi yollarla ağrıyı tetiklediğinin bilinmediğini, Harvard Üniversitesinde yaptığı çalışmalarda gösterdikleri nitrogliserinin tesirine benzer bir etki olabileceğini vurguladı ve bu mekanizmaların aydınlatılmasıyla hastaların hava raporuna göre önceden haberdar edilerek ilaç kullanabileceklerini bildirdi.

Bolay, ”Örneğin ‘iki gün sonra toz gelecek ya da Mart ayı boyunca toz taşınıyor o nedenle o ay için şu ilacın kullanılması gerekecek” şeklinde mevsimsel tedavilere gidilebileceğini ifade etti.

”Bu çalışma hastalıklara ve tedavi şekillerine bakışımızda yeni bir ufuk açıyor” diyen Bolay, çalışmanın uluslar arası dergilerden ”Sefalalji” adlı dergide yayımlandığını ve çalışmanın sonuçlarının Dr. Hacer Doğanay tarafından tez haline getirildiğini anlattı.

ÇÖL TOZLARININ HAREKETLERİ
Prof. Dr. Cemal Saydam ise çöl tozlarının dünya üstündeki hareketleri üstüne 15 senedir çalıştığını, 1994’de Türkiye’de ilk uydu alıcı istasyonunun kurulması ile bu tozların hareketinin anında görülmeye başlanması ile konunun üstüne daha çok gittiğini anlattı.

Sahra tozları ile sağlığın ilişkisini kurmasında eşinin migren ve allerji rahatsızlıklarının tesirinin olduğunu dile getiren Saydam, eşinin Mersin’de belli dönemlerde artış gösteren rahatsızlıklarının çöl tozlarının artış gösterdiği döneme denk geldiğini ifade etti.

Kurduğu web sitesinden tozların arttığı dönemde ağrıların arttığını gösteren mailler aldığına işaret eden Saydam, daha sonra Gazi Üniversitesiyle çalışmalara başladıklarını kaydetti.

“TOZLAR KULLANILARAK YAĞMUR YAĞDIRILABİLİR”
Cemal Saydam, sahra tozlarının yoğunluğunda Türkiye’de en çok risk altında olan bölgenin Akdeniz olmasına rağmen, Türkiye’nin aşağı yukarı her noktasının lodosa maruz kaldığından risk altında olabileceğini ifade etti.

Bu tozları kullanarak yağmurun da yağdırılabileceği üstüne çalışmalarının da bulunduğunu anımsatan Saydam, bu çalışmaların üstüne gidilmesi gerektiğini ifade etti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here