Gebelikte şeker yükleme testi yaptırın

23

Gebelikte şeker yükleme testi yaptırın

Prof. Dr. Göksun Ayvaz, şeker hastalığının tesbiti için hamileliğin 24-28. haftalarında glukoz yüklemesi ile test yapılmasında yarar olduğunu ifade etti.

ANKARA – Ayvaz, ”Ancak, birinci derece yakınında şeker hastalığı, açıklanamayan hamilelik kaybı ve hamilelik öncesi obezitesi bulunan, evvelki hamileliklerinde şeker sorunu yaşayanlar, şeker hastalığının gelişimi açısından daha yakın takip edilmelidir” uyarısında bulundu.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göksun Ayvaz, gebeiğin, hem bebek hem de anne açısından problemsiz geçirilmesi gereken bir dönem olduğunu ifade etti.

Gebelik sürecinde fetusun ihtiyaçlarının karşılanması ve gelişiminin devam ettirilebilmesi için annede bir çok hormonal değişiklik olduğunu anlatan Ayvaz, sağlıklı bir bayanın bu süreçteki hormonal değişikliklerden olumsuz etkilenmediğini, lakin belli risk grubundakilerin bu duruma yeteri kadar adapte olamaması durumunda, hem kendileri hem de bebekleri için problemler yaşayabildiğini bildirdi.

Gebelik boyunca bebeğin glukoz ihtiyacının karşılanması maksadıyla anne bedeninde insülin direnci oluşturulduğunu, sağlıklı bir hamilelik sonrasında bu durumun kendi kendine düzeldiğini belirten Ayvaz, bunun hamilelik esnasında da tedavi gerektirmediğini kaydetti.

TANIYI KESİNLEŞTİRMEK ÖNEMLİ 
”Şeker hastalığının tesbiti için hamileliğin 24-28. haftalarında glukoz yüklemesi ile test yapılmasında yarar var. Ancak, birinci derece yakınında şeker hastalığı, açıklanamayan hamilelik kaybı ve hamilelik öncesi obezitesi bulunan, evvelki hamileliklerinde şeker sorunu yaşayan, hamilelik haftalarına göre iri bebek doğuran, polikistik over sendromu hastalığı tanısı almış olanlar, şeker hastalığının gelişimi açısından daha yakın takip edilmelidir.

Bu gebelere şeker yükleme testi daha erken dönemde yapılmalı, test gerekli hallerde belli süre sonra tekrarlanmalıdır. Bu yükleme testi sonrasında gerekli hastalarda tanıyı netleştirmek maksadı ile daha detaylı şeker yükleme testleri planlanmalıdır. Tanı netleştirildikten sonra, bu gebelere kilolarına göre düzenlenmiş, ana besin öğelerini hamileliğe göre uygun oranlarda içeren bir diyet ve uygun egzersiz tavsiye edilmelidir. Kan şekeri kontrolü sağlanamadığı durumlarda, diyet ve egzersize ek olarak insüline başlanmalıdır.”

Gebelerde kan şekeri kontrolünde normal diabetiklerden farklı olarak, tokluğun birinci saatindeki kan şekerine özellikle dikkat edilmesi gereğine dikkati çeken Ayvaz, bu kişilere kan şekeri ölçümü ile ilgili eğitim verilmesinin ehemmiyetine işaret etti.

HASTALIK AÇISINDAN RİSKLİ GRUP
Kan şekeri kontrolünün yeteri kadar sağlanamadığı durumlarda, iri bebek gelişimi olduğunu, doğum esnasında omuz sıkışması gibi ölü doğumlara bile neden olabilecek ciddi problemler bekleyen bu bebeklerin, ilerleyen yıllarda da şeker ve kalp hastalıkları ile baş etmek zorunda kalabileceklerini ifade etti.

Gebelikte meydana gelen şeker hastalığının, hamileliğin sonlanmasından sonra düzeldiğini belirten Ayvaz, ”Ancak bu hastalar sonraki yıllarında şeker hastalığının gelişmesi açısından risk altındadır. Gebelik sonrası altıncı haftada kesinlikle şeker yükleme testi ile tekrar değerlendirilmelidirler” uyarısını ifade etti.
 
GEBELİKTE EN UYGUN ŞEKER TEDAVİSİ
Tip-1 veya tip-2 diabeti olan bayanların hamileliklerinin planlanması gerektiğini vurgulayan Ayvaz, bu kişilerde hamilelik öncesinden başlayan sıkı kan şekeri düzeninin sağlanmasında fayda bulunduğunu kaydetti.

Ayvaz, ”Aksi halde anne karnındaki bebek, organlarının gelişme döneminde anneden gelen yüksek glukoz değerlerine maruz kalır. Bu bebeklerde kalp ve kemik rahatsızlıkları, kromozom bozuklukları gelişebilir” şeklinde konuştu. Bu hastalara gebelik öncesinde hamilelikte de uygun olan insülin tiplerine, ayrıca gerekiyorsa uygun hipertansiyon tedavilerine başlanması gerektiğini ifade eden Ayvaz, şunları ifade etti:

”Gebelikte uygun olan tedavi, ‘çoklu insülin enjeksiyonu’ olarak adlandırılan, günde 4 kez uygulanan insülin rejimidir. Kan şekeri kontrolü sağlanamayan hastalarda, ayarlanmış dozlarda vücuda sürekli insülin veren ‘insülin pompası’ olarak adlandırılan tedavi uygulanabilir. Bu kişiler, mevcut şeker hastalığının göz ve böbreğe zararları açısından da incelenmeli, hamileliklerinde de göz ve böbrek hastalıkları yönünden yakın takip edilmelidir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here