Bu hastalığın ilacı ‘ev yoğurdu’

40

Bu hastalığın ilacı 'ev yoğurdu'

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) iki ayrı tıp merkezinde yürütülen bilimsel araştırmada, barsak mikrobiyomunu düzenlemek için probiyotik bakterilerden özellikle “Lactobacilli” cinsini içeren ev yapımı yoğurdun potansiyeli değerlendirildi.

Araştırmada, hassas barsak sendromu tanısı konulan 189 hasta incelemeye alınarak, katılımcılardan her birinin her gün 500 ml (yaklaşık 2 fincan) ev yapımı yoğurt tüketmesi sağlandı ve semptomları 6 aylık süre boyunca izlendi.

Araştırmada, hassas barsak sendromu semptomlarının katılımcıların yüzde 89’unda tamamiyle rahatladığı, varolan tüm hassas barsak sendromu semptomlarının kaybolduğu ve hastalarda günlük barsak hareketlerinin düzeldiği belirlendi.

Dünya Gastroenteroloji Kongresi’nde sonuçları açıklanan araştırmaya ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Kıvanç Bilecen yaptığı açıklamada, söz konusu çalışmanın alanında bir ilk olduğunu belirterek, elde edilen öncül sonuçların çok önem taşıdığını ifade etti.

Hassas barsak sendromunun en sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından olduğunu aktaran Bilecen, hastalığın karında şişkinlik, ağrı, aşırı gaz, kabızlık ve ishal ataklarıyla seyrettiğini ve kişinin sosyal yaşamını büyük oranda etkilediğini ifade etti.

“6 ay içerisinde azaldığı ya da tamamen ortadan kalktığı gözlendi”

Bilecen, hastalığın sebebinin tam olarak bilinmediğini dile getirerek, şun bilgileri verdi:

“Araştırmalarda, hassas barsak semptomu hastalığı olanlarda kalın barsak hareketlerinde anormallik ve barsak duvarındaki kaslarla öfkeler arasındaki iletimde bozukluk sebebiyle oluştuğu düşünülmektedir. Bu sorun sebebiyle barsak dışkıyı atabilmek için birbiri ile uyumsuz hareketler yapmakta ve kişide karın sızısı, şişkinlik ve dışkı kıvamı ve miktarıyla ilgili problemler meydana gelmektedir.”

Şikayetlerin kişiden kişiye değiştiğine lakin beslenme alışkınlıklarının ve düzeninin hastalığı iyi ya da kötü yönde etkilediğine dikkati çeken Bilecen, “Amerika’da yapılan bilimsel araştırma sonuçları da her gün ev yapımı yoğurt tüketenlerde hassas barsak hastalığının gerilediğini gösterdi. 189 hastadan 169’unda semptomların, çalışmayı izleyen 6 ay içerisinde azaldığı ya da tamamen ortadan kalktığı gözlendi.” dedi.

“Süt ürünlerinin tüketilmesinde dikkatli olunmalı”

Geleneksel diyetlerde sindirim sistemi rahatsızlıklarında ve hassas barsak sendromunda hastalara laktoza karşı toleranssızlık sebebiyle sütle alakalı ürünlerin tüketilmesinde dikkatli olunmasının tavsiye edildiğini anlatan Bilecen, “Ancak bu çalışma, taze bakteri kültürü içeren ev yapımı yoğurt gibi ürünlerin, ki buna belki kefiri de ilave etmek gerekir, kramp ve düzensiz barsak hareketlerinin belirtilerini kontrol etmede çok etkili olabileceğini gösterdi.” şeklinde konuştu.

Yüksek kaliteli yoğurtlar çok sayıda faydalı probiyotik bakteri içerir”

Ev yapımı yoğurdun yapması kolay ve taze olması nedeniyle avantajlı olduğunu belirten Bilecen, şu bilgileri verdi:

“Yoğurdu evde yaptığınız vakit bu yoğurdun daha fazla oranda canlı bakterileri ihtiva ettiğinden emin olabilirsiniz. Genel olarak yoğurt, Lactobacillus ve Streptococcus cinslerinden iki tür bakteri içerir. Bu ev yapımı yoğurtlarda da sanayiyel yoğurtlarda da temelinde aynıdır. Bu bakteriler probiyotik olarak sınıflandırılmaktadır ve bu çalışmada da olduğu gibi barsak florasının sağlığını ve çeşitliliğini arttırmaya yardımcıdır.”

“Sade doğal yoğurtlar tercih edilmeli”

Süpermarketten yoğurt seçerken sade ve doğal yoğurt olmasının yararlı olduğunu belirten Bilecen, şu tavsiye edilerde bulundu:

“Sade doğal yoğurtlar ve şekersiz, katkı maddesi ya da tatlandırıcı içermeyen yoğurtlar tercih edilmeli. Hafif yoğurtlar çoğunlukla şeker yerine kullanılan kalorisiz suni tatlandırıcılar içerir. Etiketteki suni tatlandırıcıları kontrol ettiğinizden emin olunmalı. Kısaca etikette yalnızca pastörize süt ve yoğurt kültürü ibareleri bulunmalı. Organik yoğurtlar tercih edilmeli. Çünkü sertifikalı organik yoğurtlar daha kaliteli sütlerden yapılmaktadır.”

Yoğurdu hangi sütle yapmalıyım?

Yoğurt yapımında günlük pastörize sütün tavsiye edildiğini anlatan Bilecen, sütün bir miktar ısıtılarak bakteri kültürüne hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Bilece, pastörize olduğundan kaynatma ihtiyacının olmadığının altını çizerek, şu uyarılarda bulundu:

“Ancak sokak sütü diye tabir edilen pastörize edilmemiş sütleri kullanırken oldukça dikkatli olunmalı. Zira bu sütler şayet kontrol edilmemişlerse Salmonella, Listeria, E. coli, Brucella, Yersinia gibi bir çok hastalık yapıcı bakteriyi barındırabilir. Bazı üreticiler bu bakterilerin üremesini engellemek için süte antibiyotik katabilmektedirler. Bu durumdaysa sütünüze maya eklediğiniz vakit bakteriler çoğalamayacakları için halk deyimi ile süt maya tutmayacaktır.

Sütün kesinlikle soğuk zincirle taşınması, hastalık yapıcı bakteriler açısından kontrol edilmesi ve antibiyotik kalıntı testlerinin yapılmış olması gerekir. Büyük üreticilerin pastörize sütleri veya kooperatifler tarafından satılan çiğ sütler bu kontrollerden geçtiği için sağlık açısından sorun teşkil etmezler.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here